TÖVBE

Helâl dairede bir iş bulma gayret ve azmi içinde bulunmaları gerekir. Diğer taraftan, devletin geliri sadece faiz yoluyla birikmemektedir. Büyük ekseriyeti halktan alınan vergiler ve benzeri yollardan sağlanmaktadır. Memur da maaşını alırken oradan gelen paraları niyet ederek kabul eder. Hattâ kazancını kumar, içki alışverişi ve benzeri helâl olmayan bir yoldan temin eden bir insanın, meselâ inşaat gibi meşru sayılan bir işinde çalışıldığı zaman, işçinin almış olduğu ücret meşru ve helâldir.

Dinî bilginin kaynağına ulaşma konusunda zâhir ulemâsından farklı bir yol takip eden mutasavvıfların hadis âlimlerince sahih kabul edilen bazı rivayetleri sahih saymadıkları, zaman zaman da hadis kitaplarında yer almayan bazı ifadeleri, “Hz. Peygamber’in sözü olduğu keşfen sabittir” gerekçesiyle sahih kabul ettikleri, hatta bu nitelikteki metinlere büyük önem verdikleri görülmektedir. Mübârek es-Sicilmâsî’nin el-İbrîz’inde İbnü’l-Arabî’nin el-Fütûḥâtü’l-Mekkiyye’sinde hadislerin keşf açısından değerlendirilmesine ve yorumlanmasına sıkça rastlanır. Bununla beraber hadis âlimlerinin usulünü esas alıp hadis öğrenen ve rivayet eden mutasavvıflar da vardır\. Oyun içi görevleri tamamla, ekstra ödüllerin kilidini aç. paribahis yasal mı\. (IX.) yüzyılda Ebû Saîd el-Harrâz ve Sehl b. Abdullah et-Tüsterî tarafından Resûl-i Ekrem Kur’an gibi bir nur olarak (el-Mâide 5/15) algılanmaya başlanmış, onların ardından Hallâc-ı Mansûr Kitâbü’ṭ-Ṭavâsîn’de bu anlamda nur üzerinde genişçe durarak nûr-ı Muhammedî teorisini geliştirmiştir.

  • Meselâ her şey Avrupa’dan ithal edilirken, iktisadî hayat da büyük ölçüde faiz sistemine göre ayarlandı.
  • Çünkü bir kazaya uğramazsa ödenen paralar gider.
  • Çünkü din, insanın düşünce, duygu, irade, vicdan ve davranış gibi bütün kabiliyet ve eğilimlerine hitap etmektedir.
  • B) Çocuk yolda takılsa ve doğum mümkün olmasa bakılır; eğer çocuk ölmüş ise, bunun parçalanarak çıkarılması câizdir.

İnsanlar Kur’ân’ın metoduyla belli bir merhaleye ulaştıktan sonra ticarî hayattaki bu yara tedavi edilmiştir. “Anne rahminde canlı hale gelen bir ceninin, annenin hayatı söz konusu olduğu durumun dışında aldırılmasının haram olduğuna dair âlimlerin ittifakı vardır. Çünkü, kendisine ruh üfürüldükten sonra, normal bir insanın sahip olduğu bütün haklara sahiptir. Normal bir insanın öldürülmesini yasaklayan ayetlerin hükmü onun hakkında da geçerlidir.” Ayrıca “cennet ona haramdır” ifadesini, “ceza çekmeden doğrudan cennete girmek ona haramdır” şeklinde de anlamakta bir sakınca yoktur. Zira imanla kabre giren kimse -suçu ne olursa olsun- sonunda cennete gireceği hususu, İslam alimlerinin büyük çoğunluğunu teşkil eden Ehl-i sünnetin temel inançları arasındadır. İnsan yapmadığı zaman ne canına, ne malına, ne de namusuna bir eksiklik ve zarar gelmez. Vacib olan tilavet secdesini hemen yerine getirmek zorunluğu yoktur. Secde ayeti okunur okunmaz hemen secde edilmesi gerekmez. Bu secde uzun bir zaman sonra da yapılabilir.

Bir başka hadislerinde “Aldatan bizden değildir.” buyurur (Müslim, Îmân 164; Ebû Dâvûd, Büyû’ 50; Tirmizî, Büyû’ 72). Bunlar, ticarette uyulması gerekli temel ahlâk kurallarıdır. Çeşitli ifadelerle aynı mahiyette zikredilen bu hadis, insanların toplu olarak bulunduğu mescid, çarşı-pazar ve yol-sokak gibi yerlerde riâyet edilmesi gereken ahlâk ve edep kâidelerinden birini öğretmektedir. Buna göre, Müslüman, kimseye zarar vermemenin, başkalarından da zarar görmemenin tedbirini almalı ve toplumun huzurunu bozucu davranışlardan sakınmalıdır. Bu şekildeki bir davranış, Müslümanların haklarına saygı göstermenin, fitne ve fesada vesile olmamanın gereğidir. “Haddinin bilmeyene haddini bildirmek, kırk yetimi giydirme gibidir.” ifadesi sizin de işaret ettiğiniz gibi, bir anonim sözdür. Ancak bunu devletin ve yetkili kurumların yapması gerekir. Bu nedenle bu sözü küllî bir kaide olarak benimsemek doğru değildir. Ayrıca, bir çok ayet ve hadislerde, “affetmenin daha iyi bir yol olduğu” belirtilmiştir.

Böylesine okunması zorlaştırılan Kur’ân, bulunduğu evde gariptir. Onu garib bırakan da, sarıp sarmalayarak okunmaz hale terkedendir. Kazaya uğrayanların ziyanını ödemeye, ortaklar kendi rızalarıyla karar vermelidir. Sigortaya para yatıran kimse, sigortanın kârına, zararına ortak olmalıdır. Bununla beraber, bunlardan mahrum olan ve bundan dolayı da psikolojik sıkıntı çeken kimseler saç, sakal, bıyık, kaş, kirpik ektirebilirler. Başkasının saçıyla, kendsini saçlı gibi gösterip karşısındakileri kandırma.

Peygamber’in doğumunu, peygamberliğinin şanını, İslâmî öğretileri ve peygamberin ahlâkını anlatır. Resûlullah’ın hayatına ve şahsiyetine ayrı bir yer veren Ahmed Rızâ Han Birelvî na‘t sahasında ayrı bir ekol oluşturmuş, akıcı bir üslûpla inancının gücünü şiirlerine yansıtmış ve sonrakilere örnek olmuştur. Hasan Rızâ Han Birelvî, Bîdem Vârisî, Mirza Muhammed Azîz, Dilû Râm Kevserî, Maharaca Kişan Parşâd, Nefîs Halîlî, Mevlânâ Muhammed Ali Cevher, İkbal Süheyl gibi birçok isim şiirlerinde Hz. Evrengzîb’in vefatının ardından Bâbürlü saltanatının çöküş dönemine girmesiyle başlayan karışıklıklar edebiyatta bir karamsarlık havasının hâkim olmasına yol açmış, bu durum şiirlere Allah’a ve Hz. Muhammed’e münâcâta yöneliş şeklinde yansımıştır. Devrin mutasavvıf şairlerinden Cânî ile Şeyh Fâzıl Batâlevî’nin na‘tları bu açıdan dikkate değerdir. Sevdâ-yı Dihlevî’nin na‘t kasideleri dil ve sanat açısından türünün seçkin örnekleri kabul edilir. Hâce Mîr Derd ve Mîr Muhammed Takī de şiirlerinde Hz. Ancak mutasavvıf şairlerin saray çevresine ve zenginlerin meclislerine girmesiyle şiirdeki dinî motifler azalmaya başlamış, aşk ve romantik konular şiire hâkim olmuştur.

سوالی دارید؟
میتونید با ما در ارتباط باشید!

اگر قبل از خرید، شک، تردید و یا سوالی دارید میتونید با ما تماس بگیرید، ما جوابگو شما خواهیم بود!

رفتن به نوار ابزار